17 Ekim 2026 Cumartesi

Üzüm Buğusu 2

Not: 11.12.2013 tarihli “Üzüm Buğusu” yazısına cevap olarak yazıldı.

 

Cam yine buğulu.

On üç yıl sonra..

Cam aynı cam değil. Evler değişti, pencereler de..

Buğu değişmedi ama.

Damla da yine direniyor.

Kıpırtısız şimdilik. Sakin.

Ben bu kez acele etmiyorum.

Bir başkasının gelip sükûnetine son vermesini beklemiyorum sabırsızca.

O zaman tek nefeslik bir hakkım olduğunu sanmışım.

Durursam susacağımı, susarsam bir daha konuşamayacağımı...

Harfler tükenene kadar anlatmışım. Nefes almadan.

Bir yanılsamaya.

Okuyunca nefes almak istedim.

Uzun uzun.

Aldım.

Şimdi biliyorum; durmak susmak değilmiş.

Nefes, cümlenin bir parçasıymış.

Virgül de öyle.

Hatta bir nokta da..

 

Parmağımı cama değdiriyorum.

Bir çizgi çekiyorum.

Buğunun içinden ince bir çizgi.

Ardından dışarısı görünüyor.

Gerçek bir sokak, gerçek bir ışık..

Yanılsamadan daha az parlak.

Ama yerinde duruyor.

Ben sustuğumda kaybolmuyor.

"Söyleyeceklerim henüz bitmedi." demişim.

Bitmemiş, doğru.

Bir kâğıda, bir taşa, bir insana..

Cevap verebilecek her şeye ve hiçe.

Bir damla daha geldi yanına.

Birlikte olunca aktılar.

Onları durdurmaya da çalışmıyorum.

Akmak da durmak kadar değerli.

Daha iyi diye bir cümlem kalmadı artık..

Cam yeniden buğulanıyor.

Çizdiğim çizgi yavaş yavaş kapanıyor.

Olsun.

Nerede olduğunu biliyorum.

ZDB · inbetween.consulting/kurucu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder